Kullanıcı Adı

Şifre

Şifreni mi unuttun?

Giriş Yap

Seren'in Duvarı

Seren Küçük

İstanbul Üniversitesi

Dil Bilimi

1.Sınıf

Kitap Bilgileri

 

27 Ocak 2019

Metin Kaçan - Ağır Roman

"Bir kitabı okumaya başlamadan önce yapmayı en sevdiğim şeylerden birisi yazarının hayat hikâyesini öğrenmektir. İnsanın içindeki fırtınalara ayna tutan bu eserler bizim elimize ulaşana kadar pek çok sancılı süreçlerden geçerler. Yazarın ruhunda, o yaratım aşamasında nelere maruz kaldığını hep merak etmişimdir. Kimi romanlar bir dışavurum olarak yazılır. Yazarın kendisi bir roman karakterine bürünür ve yüzleşmeye çekindiği şeyleri bile bir karakterin ağzından başlar anlatmaya. Kimi romanlarda ise yazarın zihninde kendine yer edinen tamamen zıt bir karakter ortaya çıkar ve hikâyesinin anlatılmasını talep eder. Yazar, içinde olmadığı ve fazla tanımadığı bir karakteri bile gözlem yeteneğini kullanarak bize aktarır. Kolera’nın insanlarının hikâyesinin böyle başladığına inanıyorum.

Yazarın hayatı beni hayal kırıklığına uğratsa da yarattığı karakterlerin derinliği beni fazlasıyla etkiledi. Kolera’nın insanlarının birleştiği en büyük nokta doğuştan kaybeden olmaları. Hayatın onları bu kadar ötekileştirmiş olmasını çoğu zaman önemsemiyor gibiler. Bu insanların arasında tuhaf bir bağ var. Şiddetin kol gezdiği ve her türlü absürtlüğün normal sayıldığı bu sokaklarda Kolera’nın insanları birbirine bağlılar. Salih’in ekseninde dönen bu olaylar bize alışık olmadığımız bir hayatı sunuyor. Kitabın içinde Puma Zehra, Tina, Tilki Orhan, Arap Sado gibi asla tahmin etmediğim orijinallikte karakterlerle karşılaştım. Bu karakter olağan hayatlarına devam ederken mahalleye taşınan Tina ve birden ortaya çıkan Kolera Canavarı ile odak noktaları değişmiş oluyor. Zaten tekinsiz bir yer olan Kolera daha da tekinsizleşiyor ve bu esnada alışık olmadığımız bir aşk doğuyor bu sokaklarda. Kitapta en iyi işlenen karakterin Arap Sado olduğunu düşünüyorum. Kabadayı görüntüsünün altındaki beyefendi kişiliğiyle birlikte yan yana gelmesine bile ihtimal vermediğimiz iki kavramı aynı anda içinde taşıyor bu karakter. Türk edebiyatında daha önce pek rastlamadığımız insanları bizi sunmuş olması kitabı bize çeken en önemli unsur. Çoğu insanın dışarıda görse uzaklaşıp yolunu değiştireceği karakterlerin iç dünyasına şahit olmak oldukça keyifliydi. Keşke daha uzun olsaydı, daha derin bir şekilde inceleyebilseydik o duyguları. Kitap hakkında yapabileceğim tek olumsuz yorum maalesef ki yazarının hayatıyla ilgili öğrendiğim şeylerdi. Bazen kitap ne kadar çekici olsa da yazarının üzerimizde bıraktığı intiba yüzünden biraz ön yargı besleyebiliyoruz esere. Elimden geldiğince o ön yargıdan sıyrılıp objektif bir şekilde okumaya çalıştım. Ve oldukça keyif aldığımı da söyleyebilirim rahatlıkla.

Bunun yanı sıra kitabın 1997 yılında çekilmiş bir filmi olduğunu da öğrendim ve kitabı bitirir bitirmez onu da izleyip üzerimde bıraktığı etkiyi güçlendirdim. Müjde Ar ve Okan Bayülgen’in başrol oynadığı bu filmin, kitabın çok güzel bir uyarlaması olduğunu söylemeden de geçemezdim. Kolera’nın her bir köşesinin, her bir karakterinin zihnime iyice işlemesine yardımcı oldu. Bir evren yaratmak zordur, fakat onu herkesin zihnine kazımak daha da zordur. Genel olarak beğenmiş olduğum bu kitabı eski baskısını yaptığı Metis Yayınları’ndan okumak da ayrı bir zevkti. Bizim gibi sanata/edebiyata aşık insanlara bu güzel fırsatı sunduğu için Kumbaravan ailesine de ilk yazımda teşekkürü borç biliyorum. Var olun!"