Kullanıcı Adı

Şifre

Şifreni mi unuttun?

Giriş Yap

Melisa'nın Duvarı

Melisa Karataş

Ege Üniversitesi

Felsefe

1.Sınıf

Kitap Bilgileri

 

02 Şubat 2019

Canan Tan - Yüreğim Seni Çok Sevdi

Yüreğim Seni Çok Sevdi... Unutulmuş gibi gözüken ama aslında hiç unutmamış bir aşk hikayesi... Canan Tan’ ın kaleminden...

İstanbul Teknik Üniversitesi sıralarında Nazım Hikmet’ in dizelerinin de yardımıyla alevlenen bir aşk...

Evet kitapta bir aşkın başlamasının en büyük yardımcısı başta Nazım Hikmet olmak üzere bir çok şiir dizesi oluyor tıpkı Canan Tan’ ın Piraye kitabındaki gibi. Bu kitabı okurken Canan Tan’ ın Nazım Hikmet ve aşklarından kitaplarında büyük ölçüde ilham aldığını düşündüm. Birde Canan Tan’ ın yine Piraye kitabında rastladığım “şiirleşme” eylemini burada da görmekteyim. İki kişinin birbirinden hoşlanmaya başladıktan sonra bunu birbirlerine itiraf etmeden önce bir süre karşılıklı şiir dizeleriyle -hatta derin öyküleri, yaşanmışlıkları olan aşk dizeleriyle- anlaşmaları eylemine deniyor “şiirleşmek” ve Canan Tan’ ın kitaplarında sanırım yeniden rastlayacağım bu eyleme :) Kitap bir aşk hikayesini konu alıyor olsa da bence bir çok alt başlık da içeriyor. Örneğin kitabın ana kahramanlarından olan Aslı’ nın kendini rahatsız eden düşüncelerini sorgulayarak her seferinde kendisinin bir nevi psikoloğu olması insanın kendisi üzerindeki etkisini anlatmaya çalışıyor adeta. Ya da aslında aşık olduğunu kendine bile itiraf edemeyişinin ne kadar farkında olduğunu ama buna öncelikle kendisini ikna ederek başlamaya çabalaması; insanın duygularından önce mantığını devreye soktuğunda duygularına ulaşmak için çırpınışlarının yol açtığı duygu değişimleri, duyguların hareketlere yansıması  gibi...

Ana kahramanlarımızdan ilki Aslı...

Hırslı, azimli, kaybetmekten pek hoşlanmayan, disiplinli ve planlı, mantık çerçevesinde hareket etmeye çalışan birisi.

Derin duygulara sahip olsa da önce mantığıyla sorgulama yapıp bir süre duygularını gizleyen Aslı... Duygularını belli etmekten bazen çekinen bazense en ani tepkileri vererek herkesi şaşırtan, anne babasının tanışmalarına vesile olan Nazım Hikmet dizelerinde yer yer kendini bulan, ailenin tek çocuğu prenses Aslı... Şiire özellikle Nazım Hikmet’ in dizelerine ayrı bir sevgisi- ilgisi var, içinde bulunduğu ilişkiden mutlu ama yine de biraz kafası karışık; kampüsüne ve mesleğine aşık...

Ana kahramanlarımızdan bir diğeri olan Murat ise Aslı’ ya göre bir adım daha cesaretli, edebiyata ve felsefeye biraz daha ilgili, bir Nazım Hikmet hayranı tıpkı Aslı gibi...

Ferda... Aslı’ nın çocukluk arkadaşı, çok uzun zamandır tanıyorlar birbirlerini, bu yüzden üniversitede de dostlukları perçinleniyor. Fakat sanki Ferda’ nın Aslı’ yı çok iyi tanımadığı konular var ya da Aslı, onun bile anlayamayacağı kadar gizli yaşıyor duygularını...

Emre... Murat’ ın arkadaşı. Tıpkı Ferda ile Aslı gibi onlar da çok iyi arkadaşlar, aynı zamanda Ferda, Emre ve Murat dershaneden tanışıyorlar, yakın arkadaşlar. Ferda ile Emre bir birliktelik yaşıyorlar hatta en büyük hayallerinden biri ise Aslı ile Emre’ nin de (kendileri gibi) bir aşk yaşamaları.

Kitap Murat ve Aslı’ nın aşkını konu alıyor, sade ve gündelik bir dili yer yer iç sesimize okutturarak, bazı cümleler yüreğimizde iz bırakıyor, bazı cümleler güldürüyor. Aslında hikaye bir zaman tünelinde geriye doğru ilerliyor, bu geriye gidişin sebebi ise Aslı’ nın çalan telefonu ve rektörün ısrarı... Kalbiyle aklı arasında kalıyor Aslı yine, ama bu sefer kalbini seçiyor; sanki yıllar öncesinde kalbi yerine aklını kullanmakta pişmanmış gibi...

Şiirleşmeyle başlayan bir aşk hikayesi şiirlerin de yardımıyla perçinleniyor, büyüyor belki de bir aşk şiirine dönüşüyor fakat şiirin sevinçle mi acıyla mı yazıldığı kitabı okumayanlar için sürpriz niteliğinde olsun... :)

Canan Tan’ a, yer yer iç sesime eşlik eden kalemi, Kumbaravan’a ise öğrenciler için geliştirdiği bu güzel proje için teşekkür ederim :)