Kullanıcı Adı

Şifre

Şifreni mi unuttun?

Giriş Yap

Emine'nin Duvarı

Emine Genç

TOBB Üni.

İç Mimarlık ve Tas.

Hazırlık

Kitap Bilgileri

 

29 Ocak 2019

Heinrich Böll - İlk Yılların Ekmeği

Merhaba, İlk kitap bursum olan İlk Yılların Emeği’ni sizlere anlatmak istiyorum. Öncelikle 1972 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Heinrich Böll'ün okuduğum ilk kitabı. Kitap kısa olmasına rağmen güzel ve dramatik bir konusu var. Kitapta, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'da yaşayan yirmili yaşlardaki bir tamirci ustasının bir günü anlatılıyor. Olayın kahramanı olan gencin geriye dönük yaşadıklarını anımsaması sonucu, geçmişle o gün bağdaştırılıp anlatılıyor.

 Kahramanımız 23 yaşındaki Fendrich. Çamaşır makinesi tamircisi, iyi kötü kazanıyor ama çalışma şartları ağır. Evinden ayrılmış, ailesiyle irtibatı koparmamış, yaşamaya çalışan genç bir adam. İşleri yolunda, arabası da var ama yaşam şartları zor. Çıraklar yurdunda eğitim görüp teknisyen gibi bir şey oluyor sanırım.

Kitapta ön planda bir aşk ve bir hayat mücadelesi var. Ama arka planda benim anladığım kadarıyla yazarın esas anlatmak istediği konu açlık duygusu. İnsana her şeyi yaptırabilecek derecede güçlü olan bu duyguyu müthiş bir şekilde işliyor ve bunu da ekmek ile sembolize ederek bize sunuyor. Nitekim kitabın ana karakteri de bu duyguyu geçmişte sık olarak yaşamış olduğundan, birçok şeyler yapmış biri.

 "Orada, aynadaki yüzüme bakıp yüksek sesle: 'Hayvanlar gibi yiyebileceğim bir şey istiyorum...' diyordum." (s. 25)

 Kitap üç bölümden oluşuyor. Giriş bölümünde babadan bir telgraf geliyor. Bir zamanlar Frendrich öğretmeni olan Muller, Pedagoji Akademisi'nde okuması için kızı Hedwig'i Frendrich’in yaşadığı yere gönderiyor. Genci ev tutmak üzere görevlendiriliyor. Babası da öğretmen, dolayısıyla babayla Muller arkadaş. Yapmam dese olmaz yani.

 Anne ölmek üzere, Frendrich ile babası hastane odasına geliyor. Yandaki yatakta bir kadın yatıyor, annenin oğlu için sakladığı yiyeceklere göz dikmiş, kapsa yiyecek. Neyse, kadın ölüyor ve eşi gelip eşyaları topluyor. Bir gece önce et konservesi getirmiş ama bulamıyor onu, kadın da konserve geldikten kısa bir süre sonra öldüğü için adam kadının yediğini sanmıyor. Çıngar çıkarıyor, "Getirin benim konservemi hırsızlar, hayvan herifler," diye ortalığı yıkıyor. Yaşam koşulları bu derece zor.

Daha sonra Hedwig geliyor, tanışıyorlar ve Frendrich kıza aşık oluyor. Bankaya gidiyor, bütün parasını çekiyor. Sahip olduğu bütün para her şeyidir aslında, o yüzden paraya bir insanmış gibi yaklaşır, banknotlara saygı duyar.

Bu meslekte sevdiğim şey bana getirdiği paraydı ve bu para cebimdeydi; parayı tutup yokluyordum; hâlâ oradaydı." (s. 60)

Hedwig'i yemeğe götürüyor Frendrich ve belli bir saatte tekrar buluşmak üzere kızdan ayrılıyor. Ulla'nın yanına gidiyor, yapamayacaklarını söylüyor. İlk yılların ekmeği olayı burada geçiyor; Frendrich Ulla'ya diyor ki, bir ekmek fazla verebilirdiniz. İlk yılların ekmeği hesap birimidir, para birimidir. Hedwig'in yanına dönüyor genç ve bir gün içinde gerçekleşen onca olaya şaşırıp kalıyor. Açlığı, ölen sayısız çocuğun çığlığını, az daha yabancı bir erkekle gitmek üzere olan Hedwig'i ve geleceği düşünüyor.

 "Artık ilerlemek istemediğimi biliyordum, dönmek istiyordum, amma nereye bilmiyordum; gerilere mi?..." (s. 142)

Kitap bize ekmeğin anlamını, ağlatan, sorgulatan acı bir şiirin içinde aramaya davet ediyor. Yazar bütün ustalığı ile bu kısacık romana o kadar çok şeyi saklamış ki okudukça anlıyorsunuz, savaşın yıkımını, yoksulluğu, çaresizliği. Hiç boşlığa düşmeden, duyguları sömürmeden kitap başladığı şiirsellikte bitiyor ve siz anladıklarınızla baş başa ağır bir hüznün içinde kalıyorsunuz. Ben kitabı çok beğendim. Umarım size de aynı şekilde anlatabilmişimdir. Bir sonraki kitapta görüşürüz. Teşekkürler.