0 545 860 99 22

Bilgi@Kumbaravan.com

Şebnem'in Duvarı

Şebnem Şençağlayan

İstanbul Üniversitesi

Amerikan Kül. ve Ede.

2.Sınıf

Etkinlik Bilgileri

 

17 Kasım 2018

Trump Kültür ve Gösteri Merkezi, İstanbul, Mecidiyeköy

Ankara Sanat Tiyatrosu - İyi Geceler Anne

İyi geceler Anne oyunu, izlediğim oyunlar arasında, içinde derin anlamlar barındıran bir tanesi. Baştan sona dikkat gerektiren, izlerken düşündüren, yorum odaklı bir oyun. Ölüm ve yaşam temaları, izleyenlere insanın evrendeki yeri, hayatın anlamı, hiçlik gibi birçok felsefi konuyu sorgulatıyor. “Anlamsızlık Tiyatrosu” denilen bir tiyatro türü kapsamına giren oyun, Jessie karakterinin intihar kararını annesine açıklayarak olayların mantıksal gelişiminin dışına çıkıyor.

Karakteri canlandıran oyuncu Gizem Aldemir hakkında yorumlarımı sunacak olursam, ne yazık ki oyunculuğu beni bu karakterin intihar etmeye karar veren depresif ve hasta bir kadın olduğuna inandıramadı. Oyuncuya giydirilen kıyafetler, saç ve makyaj bu özellikleri belirtir durumda olmalıydı. Jessie’nin üzerinde salaş bir gömlek, bol pantolon olsaydı, saçları daha dağınık olsaydı keşke, tam tersine gayet derli toplu, ev kızı bir Jessie vardı sahnede. Gizem Aldemir’in, her ne kadar yükselişlerini sevsem de, tonlama ve vurgularını çok tekdüze buldum. Bu tekdüzeliği karakterin tekdüze hayatıyla ve bunalmış ruh haliyle bağdaştırsam da, bunun daha incelikli ve estetik olmasını yeğlerdim. Bunun yanında mimikleri ve jestleri, özellikle de sigara içtiği sırada ellerinin titremesi, gayet başarılıydı.

 Asıl olması gerektiğini düşündüğüm otantik ve rolünü özümsemiş  oyunculuğu Lale Mansur sergiledi. Üzerindeki retro ve salaş elbiseyle, vurgu-tonlama-yükselişleriyle, tam bir anneydi. Lale Mansur’un ses tonunu çok orijinal buluyorum ayrıca. Türk kültürüne uyarlanmadan, orjinalliğini koruyarak sunulan bir Amerikan oyunu için Lale Mansur tam yerinde bir oyuncu seçimi, bana Amerikan filmlerindeki seslendirme sanatçılarını anımsattı.

 Oyunda yalnızca sarı bir ışık kullanıldı. Fakat psikolojik anlamlar yaratmak adına, özellikle de psikodramatik bir oyun oynanıyorsa, sert ışıklar kullanılmalı, sahnenin bir bölümü karanlıkta bırakılmalı. Sahnedeki yiyecekler sembolik anlam taşıyan ögelerden biri, yiyeceklere ışıklı vurgu yapılıp ön plana çıkarılabilirdi. Bu sahnede reji en temel görevlerini yerine getirse de, harmoni ve anlam katacak nüansları uygulamadı, karşımıza kasvetli ve gergin bir manzara çıkarmadı. Bu durum, sahnenin teknik yetersizliğiyle ilgili olabilir. Çünkü ses sisteminin de irite edecek kadar yüksek bir kullanımı vardı bana göre. Ufak bir sahnede bu denli yüksek bir ses sistemi izleyicinin korkmasına neden oluyor ve verilmesi gereken etkinin dışına çıkıyor.

Oyunun, metinsel anlamda üzerimde verimli bir etkisi oldu, eleştirileri ve analizleri okumak için heveslendirdi beni. Fakat böyle bir oyunu daha farklı bir sahnede, farklı bir yönetmenin sunumuyla izleseydim, kesinlikle daha doyurucu bir duygusal etki yaratırdı bende. Yine de oyunun sonunda gözlerim dolmadı değil. Ben bu deneyimin sonunda, avm sahnelerinde tiyatro izlememeye karar verdim. Nedenini bir örnekle açıklayacak olursam, sahneden çıktığımız anda lokantalarla ve alışveriş yapmakta olan ailelerle karşılaşıyoruz. Bunun, tıpkı güzel bir filmin ardından reklamların gösterilmesi gibi, duyguları tam yaşamada ve entelektüel düşüncenin oluşmasında bir engel teşkil ettiğini düşünüyorum, çünkü oluşan etkiyi yarıda kesmiş oluyoruz.

Merhaba Şebnem,

 

Oyunumuz ile ilgili yazınız bize ulaştı ve okuduk, oyunumuzu izlediğin ve görüşlerin için teşekkür ederiz.

 

Diğer oyunlarımıza da bekler, Tiyatro dolu günler dileriz.

 

Saygı ve Sevgilerimizle,

 

Ankara Sanat Tiyatrosu

© 2018 Kumbaravan, tüm hakları saklıdır.