0 545 860 99 22

Bilgi@Kumbaravan.com

Elif'in Duvarı

Elif Şahin

Marmara Üni.

Reh. Psiko. Dan.

2.Sınıf

Etkinlik Bilgileri

 

17 Kasım 2018

Trump Gösteri ve Kültür Merkezi - İstanbul, Mecidiyeköy

Ankara Sanat Tiyatrosu - İyi Geceler Anne

17 Kasım Cumartesi saat 20.30'da Trump Gösteri ve Sanat Merkezi'nde oynanan Pulitzer Drama ödülünü kazanmış İyi Geceler Anne adlı oyuna gittik. Yanımda üç arkadaşım daha vardı.

 

Oyun başlamadan yerlerimize oturduk, salon beklediğimden daha kalabalıktı. Oyunu araştırıp gitmiştik bu yüzden nasıl olacağını az çok tahmin ediyorduk. Oyun, Marsha Norman'ın romanından uyarlama. Oyuncular ise Lale Mansur ve Gizem Aldemir.

 

Oyunun hikayesi şöyle; bir anne ve kızı aynı evde yaşıyorlar. Kız, çocukluğundan beri kriz geçiyor ve Epilepsi hastası. Annesi ise yaşlı ve umursamaz. Kızın bir oğlu var ve başı sürekli belaya giriyor. Hırsızlık ve türlü kötü işlerle uğraşıyor. Aynı zamanda kız, boşanmış bir kadın ve günlerini hep evde geçiriyor. Asosyal diyebileceğimiz yapıda, kimseyle görüşmüyor hatta telefonda bile konuşmuyor. Gittikçe yalnızlaşıyor ve içine kapanıyor. Annesi kızının yaşadığı bu büyük bunalımın farkında bile değil. Ta ki o geri dönülemez geceye kadar. Kız babasının silahını arıyor, sebebinin ise hırsızlara karşı bir önlem olduğunu söylüyor. Fakat annesi irdeledikçe sebebin kendisini vurmak olduğu ortaya çıkıyor. Bu noktada ben çok şaşırmıştım çünkü “normal” koşullarda bir anne bu durumda çok büyük bir tepki verir, önce inanmaz evet ama ardından dehşete kapılır. Oyunda ise durum beklediğimden daha farklıydı. İlk önce şaka olduğunu düşündü fakat gerçek olduğunu anladığında bile çok büyük tepkiler vermedi. Kabullenmedi önce, yapabileceğine inanmadı. Ayrıca kız bunu itiraf ettikten sonra günlük konuşmalar yapmaya devam etti, kendi ölümünden sonra annesi için gerekecek her şeyin notunu almıştı ve onları annesine anlatıyordu. Mesela mutfakta bezler nerede, kaç günde bir sütçü gelecek vs. gibi. Gayet olağan bir durummuş gibi davranıyordu. Daha sonra eskilerden konu açıldı ve annenin kıza söylediği yalanlar ortaya çıktı. Bir tür itiraf gecesi gibi oldu, her şeyin konuşulacağı son gece. Kadın boşandığı eski kocasının onu aldattığını öğrendi mesela, çocukluğundan beri hasta olduğunu ve bunu kimsenin bilmediğini çünkü annesinin sakladığını.. bunun gibi birçok gerçekle yüzleşti. Buraya kadar oyun elbette etkileyiciydi ama kadının uzunca konuşup ağladığı sahne beni en çok etkileyen kısım oldu diyebilirim. Ben de arkadaşlarım da o sahnede ve sonrasında çok duygulandık, gözümüzden birkaç damla yaş aktığını söylemeliyim. Kadının konuşmasından kısa bir bölüm paylaşmak istiyorum:

“Senin yavrundan arda kalanım ben.

Eski bir bebeklik resmimi buldum. Bir başkasıydı o; ben değildim. Pembe, şişman, daha hastalık, yalnızlık nedir bilmeyen, bağırdığı zaman beslenen, uzanan, kucağa alınan, tekmeleyen ama kimselerin canını yakmayan, canı çektiğinde gözlerini kapar kapamaz uyuyabilen biriydi o.”

 

“Tuhaf bir düşünce takılmıştı kafama, bilmem, belki de o kadar tuhaf değildir. Neyse,noelden sonra, bu kararı aldıktan sonra, kimi zaman beni burada tutabilecek, uğruna kalmaya değecek bir şey düşünürdüm. Bilir misin neye varırdım? Gerçekten bir şey sevmiş olsaydım, sözgelimi, sütlacı ya da kahvaltıda mısır gevreği ya da buna benzer bir şeyi gerçekten sevmiş olsaydım, bu bile yeterli olabilirdi.”

 

Kadının hayatındaki zorlukları, tüm o yaşadıklarını, acılarını, yalnızlığını, hastalığını ve umutsuzluğunu görmek, yaşamak için hiçbir neden bulamaması insanı sarsan bir şeydi. Gizem Aldemir rolünü çok güzel oynuyordu, o umutsuzluğu bize çok güzel geçirebildi. Lale Mansur zaten efsaneleşmiş bir isim fakat ara ara takılmalar yaşadı gibi geldi gözüme. Işıklar oyunla bütünleşmemizi sağladı, gerçekten iyiydi. Fakat salonda hafif bir cızırtı sesi vardı kesilmeyen, hepimizi rahatsız etti ve dikkatimizi dağıttığı oldu. Bir de verilen ses efektleri bazen çok yüksekti, özellikle son sahnede yerimden sıçradım. Sahne dekoru ise çok hoştu, göz dolduruyordu. Olabildiğince gerçekçi kıldı hikayeyi.

 

Oyuna dönecek olursak sonuç olarak, anne yalvarıyor, ağlıyor ama kızını vazgeçiremiyor. Bitkin bir kabullenişle nasıl yapacağını, kendisinin ne yapması gerektiğini soruyor. O sahne gerçekten çok etkileyiciydi. Kızın herkese bir şeyler bırakması, onları annesine göstermesi..  ve sonrasında geçen şu konuşma tüylerimi diken diken etmişti:

“Şimdi,neden yaptığımı soran olursa yalnızca bilmediğini söyle. Beni sevdiğini,benim de seni sevdiğimi bildiğini söylersin. Her gece olduğu gibi bu gece de oturduğumuzu,benim kalkıp,seni öpüp,'iyi geceler anne' dediğimi,yatak odasının kapısının kapandığını duyduğunu,hemen sonra silah sesinin geldiğini söylersin. Bir nedeni varsa da eh işte onu da beraberinde götürdü dersin.

 

Çok özel bu,özel bir gece bu,senin ve benim gecem bu,başka kimsenin paylaşmasını istemiyorum.

Şimdi,silah sesini duyduğunda içeri girmeni istemiyorum. Her şeyden önce bunu kendi başına yapamazsın ama çabalamanı da istemiyorum.Dawson'ı ara,sonra polise telefon et,sonra da Agnes'i ara. Buraya birisi gelene kadar bir şeylerle uğraşman gerek.

Kakao yaptığın kabı yıkarsın. Kapının zili çalana dek yıka o cezveyi. Bir saatte sürse sakın yıkamayı kesme.

 

gitme zamanım geldi anne,

beni durdurmaya çalışma anne,yapamazsın,

iyi geceler anne...”

 

Kız annesine sarılıp koşarak yatak odasına gitti. Annesi durdurmaya çalışsa da başarılı olamadı ve ne yazık ki silah sesiyle bütün salon irkildi.

 

Oyun genel itibariyle çok etkileyiciydi, her ne kadar başta oyunun içine pek giremesek de sonrasında oldukça duygulandık. Oyun romandan uyarlama olduğundan belki de, ara ara oyuncular kitaptan okuyormuş hissine kapıldık. Oyundan koptuğumuz ve bazı izleyicilerin sıkıldığı sahneler de oldu. Onun dışında gerçekten dram ödülüne layık bir oyundu. Oyundan çıktığımızda hepimizin gözleri yaşlıydı ve enerjimiz oldukça düşüktü. Hepimize hayatı, yaşamımızı ve acılarımızı düşündüren bir oyun olmuştu. Velhasıl etkisinden çıkılması zor, görülmesi gereken bir oyun. Ufak tefek eksiklikler haricinde gayet güzeldi diyebilirim.

Bu oyunu izleme fırsatı sunduğu için ÜniKumbaravan'a teşekkürlerimle..

Merhaba Elif,

 

Oyunumuz ile ilgili yazınız bize ulaştı ve okuduk, oyunumuzu izlediğin ve görüşlerin için teşekkür ederiz.

 

Diğer oyunlarımıza da bekler, Tiyatro dolu günler dileriz.

 

Saygı ve Sevgilerimizle,

 

Ankara Sanat Tiyatrosu

© 2018 Kumbaravan, tüm hakları saklıdır.