Menü Kapat

İyi Geceler Anne

İyi Geceler Anne

“İyi Geceler Anne”, Marsha Norman tarafından yazılmış bir oyun aslında. Ülkemizde daha önceleri de oynanmış, hatta 11. Afife Tiyatro Ödülleri’nde oyunun iki oyuncusu Hikmet Körmükçü ve Celile Toyon ‘Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu’ dalında aday gösterilmiş, ödülü ise Hikmet Körmükçü almış.

Lale Mansur ve Gizem Aldemir’in performansları da mükemmel. Hatta Gizem Aldemir rolüne kendini o kadar vermiş ki… Ben bu oyunu kötü eleştiremem. Tiyatro tanrılarının gazabı üzerime olur, ama oyun hakkında bir değerlendirme yazısı yazabilirim elbet.

Oyun, Jessie’nin (Gizem Aldemir) annesi Thelma’ya (Lale Mansur) intihar edeceğini söylemesi ile başlıyor. Tam olarak öyle değil aslında, ama asıl olaylar bundan sonra başlıyor diyelim. Günlük hayatlarının yanında bir yandan da intiharı tartışıyor anne-kız. Thelma ne kadar vazgeçirmeye çalışsa da Jessie’yi kararlı bir şekilde izliyoruz. Gizem Aldemir; bir yandan annesinin çabalarını savuştururken diğer yandan gündelik konuşmalarına devam eden Jessie’yi gerçekten çok ustaca oynuyor.

Neden böyle bir karar verdiğini, ne zamandır planladığını, ne düşündüğünü anlatıyor bir bir Jessie. Annesi Thelma ile dürüstçe birbirlerine cevap veriyorlar. Jessie’nin çocukluktan beri süregelen nöbetlerini, eski kocası Cecil’in yazdığı mektubun aslında Jessie tarafından yazımış olduğunu, Cecil’in başkasıyla ilişkisi olduğunu… hepsini bu dürüstlük sayesinde öğreniyoruz. En sonda ise beklenilen final gerçekleşiyor.

Dekor güzel. Salon ile bitişik bir mutfak var. Oyunun çoğu salondaki masa ve mutfaktaki masada geçiyor. Oyuncular dekoru kullanıyor, süs gibi yerleştirilmemişler (ki bu bence güzel bir durum). Anne-kız arasındaki gerilim biraz Amerikan kalmış. Türk bir kız, annesine “Anne ben intihar edeceğim. Bu geceyi de birlikte gülüp eğlenerek geçireceğiz, ben sana manikür yaparım hem” dediği anda ağzına terliği yer. Üzerine de babaya şikayet edilir. “İntihar Edeceğim” dediğine diyeceğine itinayla pişman edilir. Bu konudaki rahatlık, bana oyunun orijinaline sadık kalındığını gösteren ufak bir detaydı mesela. Anne-kız kavga ettiğinde biz izleyici de geriliyoruz, ağladığında biz de üzülüyoruz. Duyguyu çok çok iyi yansıttılar izleyiciye, özellikle Gizem Aldemir. Gizem Aldemir çok güzel oynamış demiş miydim?

Gösterimin olduğu salon da gerçekten büyük ve ferahtı. Kumbaravan biletleri de önlerden seçmiş ki benim gibi miyoplar oyunu izlemek için can çekişmesin diye. Bu çok güzel bir sürprizdi benim için. Bir diğer sürpriz de 5 bursiyer boncuk gibi, yan yana dizilmişiz. Hemmen fotoğrafladım bu durumu tabii ki. Umarım tekrar karşılaşırız hepsiyle 🙂 ilgili fotoğrafı da yazımın sonuna ekliyor, ve bitiriyorum.

Diğer İlgili Yazılar

Bir cevap yazın